16 Mart 2012 Cuma

İstanbul’un Uslanmaz İlçesi Bağcılar

Bunları biliyor muydunuz köşemde size İstanbul’un güzide ilçesi Bağcılar’dan bahsedeceğim. Bağcılar İstanbul’un merkezinde bulunan kozmopolit ve elit kesimin yaşadığı ve sosyetenin sıkça uğradığı bir yer. İhtişamlı Osmanlı mimarisiyle modern mimarinin buluştuğu, zengin botanik bahçeleri ve küçük butik otelleriyle son zamanda dikkatleri üzerine çeken bu şirin yer, dünyaca ünlü bir sürü gazete ve dergide de adından sıkça söz ettirmektedir.

Peki, nasıl oluştu bu Bağcılar ve günümüzde nasıl hala popülaritesini devam ettirmekte?

1453 yılında, İstanbul’un fethinden sonra,  zamanın padişahı Fatih Sultan Mehmet tarafından ‘burası çok farklı, buraya gelen bir daha gelir’ sözüyle Osmanlı’nın en uğrak mekanı olmuştur. Küslerin barıştığı, kısır kadınların dördüz beşiz doğurduğu, dilsizlerin adeta bülbül gibi şakımasından dolayı bu güzide ilçeye Bağcılar adı verilmiştir. Evet, adıyla işlevi arasında hiçbir alaka yok ama olsun atalarımızı sorgulamak saygısızlık olur.

Bu önemli özelliklerinden ve eşsiz ikliminden ötürü yıllarca bir sürü imparatorluğun kalbide Bağcılar’da atmaktaydı.

Peki Bağcılar Neden Popüler?

Bağcılar zamanında bir sürü tarihi olaya şahitlik yapmış bir ilçedir. Titanik’in bağcılardan kalktığını, Eiffel kulesinin aslında Bağcılar için tasarlandığını, Kaşıkçı elmasının Bağcılar’da bulunduğunu, Marilyn Monroe’nin ‘ölürsem beni Bağcılar’a gömün‘ dediğini, Kırmızı Başlıklı Kız hikâyesindeki ormanın Bağcılarda bulunduğunu, Sex and The City dizisindeki oyuncularında rollerini iyi yapmak için Bağcılar şehir kadını görüntüsünü Manhattan’a taşıdığını, ilk Burbery mağazasının Bağcılar’da açıldığını, Lady Gaga’nın etten elbisesini Bağcılar’da ki bir kasapta hazırlattığını hatta ve hatta Spartacüs dizisindeki oyuncuların Bağcılar’da ki bir kast ajansından seçildiğini ben ve sadece çok çok profesör birkaç tarihçi bilir. Bu tür özellikleri bulunmasından ötürü İstanbul’un diğer ilçeleri nin şımarık çocuğu olarak görülen Bağcılar havasını civasını bunlardan almıştır.


Bağcılar’da Gelişmeler!!

Sayın Başbakanımız güzide insan, saygıdeğer kişilik Recep Tayip Erdoğan’ın da açıkladığı gibi, çılgın projede pilot ilçe Bağcılar seçilmiştir. Çılgın projeye göre Bağcılar kökünden sökülüp, Marmara denizinde bir ada haline gelecek. Sadece seçilmiş insanların ve önemli devlet büyüklerinin uğrayabileceği bir ilçe haline gelecektir, bu çılgın projeye karşı halk son derece tepkili. Recep Tayip Erdoğan’ın üç çocuk yapın emrinden asla şaşmayan Bağcılar Halkı ‘üçün beşin bizde lafı olmaz’ diyerek sekiz kişilik koloniler halinde yaşarken, Başbakanın bu kazığını asla unutmayacakları dünya basınında genişçe yer kaplamaktadır.


Peki, Neden Bağcılar?

Bağcılar halkının ulaşımla, alt yapıyla ilgili herhangi bir sorunu yok. Bu halkın toplumdan sıyrılmasına, burjuvazi bir hayat yaşamasına da en büyük sebep. Metroların bomboş geçtiği, hiçbir otobüs seferinin kullanılmamasın da en büyük sebebi, tıpkı Manhattan sosyetesi gibi özel jetlere olan ilgilerinden kaynaklanmaktadır. Her evin damına bir jet ya da helikopter pisti kuran halk, hava trafiğinden şikâyetçi.

Bağcılar’da Ne Yapmalı?

Sadece çok ünlü restoranlara ve gece kulüplerine ev sahipliği yapan bu güzide ilçe, Kırıntı, Midpoint, Lulu’s, Lucca, ve Reina gibi popüler mekanlara sahiptir. Akşam komşularla mutlaka Lucca’da kahve içen halk, enerjilerini dışarı savurmak ve felekten bir gece çalmak için Reina’dan çıkmamaktadır. Genelde sergiledikleri apaçi dansının toplumda yaygınlaşmasından son derece rahatsız olan halk ‘biz hep böyle eğlendik, özentileri sevmeyiz!’ diyerek fakir ve ezilen halkı ne kadar küçümsediklerini de bir kere daha ortaya koymuştur.



Bilinmeyen Gerçekler;

Obama’nın İstanbul’a ayak bastığı anda şöförüne ‘beni Bağcılar’a götür, hemen gitmek istiyorum’ dediğini,

50 cent’in Candy Shop şarkısında bağcılardan ilham aldığını,

Gülse Birsel’in Nişantaşı ve Cihangir’den sonra Bağcılar’da bir dizi hazırlığında olduğunu fakat bölge halkının anlamsız tepkisinden korktuğunu,

Bağcılar’da özel bir üniversite kurulacağını ve bu üniversitenin Harward ve Yale’i sollayabilecek bir kapasitede olduğunu,

Dünyanın en büyük alışveriş merkezinin Bağcılar’da olduğunu,

Bilmiyorduk maalesef.

Bu yazı derin araştırmalar ve yerinde gözlemler sonucunda oluşmuştur.

NOT: Bu yazının gerçek kişi ve kurumlarla hiçbir alakası yoktur. Bir ütopyada yaratılmıştır.

Deniz ACISU


7 Mart 2012 Çarşamba

Eğer Zayıflarsam Deve Kesecem!!

İsveçli bilim adamları cidden boş işlerle uğraşıyor arkadaş. Bırakın artık ‘yok balinalar üzerinde araştırma yapıyoruz’, ‘aman yeni bir gergedan türü mü meydana geldi’ yok ‘asdejist böceğinin iki tane mi kalbi var?’  yeter ya.  Bana acilen yiyip yiyip kilo almamamı sağlayacak hatta ipin ucunu kaçırırsam ekstradan kilo vermemi sağlayacak bir ilaç geliştirin. Bu ilaç hiçbir şekilde bende tokluk hissi yaratmayacak, midemi bulandırmayacak sadece metabolizmamı hızlandıracak. Çok zor değil değerli bilim adamları, kaçıncı yüz yıldayız hala ihtiyacımız olan şeylerde bir buluşunuzu göremedik. Çalışmaya koyulun hemen.

Neden bu kadar sitemliyim? Aslında bu kendime sorduğum bir soru çünkü ben her şeyi abarttığım gibi diyet olayını da abartıyorum ve yaptığım her diyet sonunda aldığım ekstra kilolar beni hayatımdan bezdiriyor. Uygulamadığım diyet kalmadı yeminle, dukan diyeti, Sibel Can diyeti, protein diyeti, karbonhidrat diyeti, meyve diyeti, sebze diyeti ya her şeyi deniyorum. Yeni bir diyet çıkmaya dursun, Sibel Can her fazla kilolarından kurtulduğunda aynı diyeti uyguluyorum yok. Yani çok kilolu değilim ama bir 10 kilo versem çok da sorun olmaz.

Bir de diyetleri neden yanlış anlıyorum bu da benim için büyük bir sorun. Bundan 2 yıl kadar önce işte yine Sibel Can fazla kilolarından yine kurtulmuş bilmem kaç kilo vermiş. TV’de de nasıl zayıfladığını anlatıyor. İşte yemeklere puan vermiş. 10 puanı topladın bitti daha, artık hiç bir şey yiyemezsin. Bazı yiyeceklerse 0 puan istediğin kadar yiyebiliyorsun mesela salatalık, kıvırcık işte birkaç saçma sebze daha. Arkadaş diyete başladığım gün uyanır uyanmaz 10 puanı topladım. Akşama kadar da salata yemekten midem büzüştü. Sonrasında bünyemde alışınca sabahtan 10 puanı toplayıp akşama kadar free yiyeceklerden yemeye başladım. Bombayı açıklıyorum 2 haftanın sonunda 7 kilo aldım. Şimdi bu Sibel Can’ı ne yapmalı?

Meyve diyeti yaptığımda da aynı sonuç günde 3 kilo tuzlu erik yediğimden hem inanılmaz iştahım açılıyor hem de geceleri kendi kendime uyurgezer numarası yapıp buzdolabının başında yemediğim şey kalmıyor. Ayrıca da dudaklarım botokslu gibi geziyorum. Bu rejimin sonunda da 2 kilo aldım bir haftada. Meğer erik ve diğer meyveleri çok tükettiğinde kilo yapıyormuş.

Spor yapmayı da denedim ama ikinci gidişimden sonra her yerden sıkılıyorum. Son kararım yağ aldırmak. Göbeğimi ve yanaklarımı aldırmaya karar verdim. Artık yine istediğim sonucu alamazsam, istenmeyen bölgelerimdeki yağları tek tek kendim kesicem. Nihahahah



Deniz ACISU

3 Mart 2012 Cumartesi

Songül Karlı Gibi Olmak Ya Da Olmamak



İnsanlar tarzlarıyla konuşur, insanın kişiliğini, ruhunu hayat felsefesini tarzı yansıtır. Bu yazımda size stil ikonu Songül Karlı’yı tanıtacağım ve 5 adımda nasıl Songül Karlı gibi oluruz bunu anlatacağım.

Songül Karlı Kimdir?(Who is Songül Karlı?)

Songül Karlı hayranları tarafından Türk Halk Müziğinin Shakira’sı, ekranların uslanmaz prensesi olarak, fi tarihinde Tokat’da doğdu. Ailesi tarafından çok başarılı olacağı bilinen, ilkokulda bile sınıf hocasını evlendiren Songül Karlı’nın İzdivaç programlarında fırtınalar gibi eseceği taa o zamandan belliydi. Bir röportajında ‘evlendirmek benim işim, ben boşarım, ben evlendiririm’ diyen Songül Karlı, evlendirme konusunda ki iddiasını bir kere daha belirtmiş oldu. Ekranların güzel yüzlü sunucusu Songül Karlı ‘bir gün herkes evlenecek, terzi kendi söküğünü dikemez, bir ben evlenemem’ diyerek de kendini hayranlarına adadığını bir kere daha vurgulamıştır.

Peki Nasıl Songül Karlı Gibi Oluruz?

Bu konuda konuşmak için öncelikle Songül Karlı’nın geçirdiği değişim evrelerini incelememiz lazım.Ben bu evreleri 5 parçaya böldüm ve sizin Songül Karlı tarzını benimsemenizde, hayatınızın merkezine almanızda yardımcı olacağımı düşündüm.

Part-1 ( Songül Karlı was born this way)





Değişimi daha net anlamak için önce Songül Karlının eski bir fotoğrafını yenisiyle yan yana gözlemleyelim. Gördüğünüz gibi birinci fotoğrafta halktan birinden hiçbir farkı olmayan Songül Karlı ikinci fotoğrafında adeta küllerinden doğarak son yüzyılın stil ikonu haline gelmiştir. Tarzını güne giden ev hanımı ve popstar birleşimi olarak tanımlayabileceğimiz Songül Karlı zıtlıkları harmanlayarak stil sahibi olmuştur.

Part-2 ( Songül Karlı is effective women)


Her fırsatta Tokat’lı olduğunu belirten ve hiçbir şehir fark etmeksizin her yerin halkını Tokat’lılara benzeten Songül Karlı’nın samimiyetinin temelinde işte bu yatmaktadır. Tokat’lı şehir kadını mizacını kıyafetlerine de yansıtan Songül Karlı, mimikleriyle de sempati seviyesini maksimuma ulaştırmıştır.

Part-3( I am sexy and i know it)

Kıyafetlerinde seksapalitesinide ortaya koymaktan çekinmeyen Songül Karlı, arada ipin ucunu kaçırsa da hayranları olarak onu her haliyle sevdiğimizi bilmesini isteriz.

Part-4(Songül Karlı’s make-up looks like Angel)

Tahminlerime göre her programından önce 1 kutu fondöten, 1 kutu rimel, 1 kutu ruj, 1 kutu allık bitiren Songül Karlı aslında kefenin cebi olmadığını, dünya malının dünyada kaldığını bize en iyi şekilde göstermektedir. Her ne kadar makyaj malzemelerinde gerçek mimiklerini göremesek de el kol hareketleri bize en iyi şekilde anlatıyor.

Part-5 (Life is Life na  na na na na)


Son part yorum partı, doğal olun gençler, Songül Karlı doğallık timsalidir. Eğer doğal olursanız emin olun Songül Karlı gibi olmak çok zor olmayacak.

Eğer yardımcı olabildiysem çok sevinirim. Unutmayın;

‘Bir gün herkes evlenecek’
                                   Songül Karlı


Deniz ACISU